İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@İSTÜN, Üniversite mensupları tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Yayın
Hatalı alışkanlığı olan çocuklarda erken süt dişi kayıplarının dental ark ve çevre yapılara etkilerinin değerlendirilmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Özdil Cömertoğlu, Sena; Özen, Buğra
Bu çalışma 6-11 yaş arasındaki hatalı alışkanlığı olan çocuklarda erken süt dişi kayıplarının dental ark ve çevre dokular üzerinde oluşturduğu etkiyi belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırmamız için etik kurul izin belgeleri alınmıştır (2023/04). Çalışmamıza İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne başvuran 6-11 yaş (ort. 8.24±1.08) aralığındaki 202 çocuk ve ebeveynleri katılmıştır. Katılımcılar tam dişli ve yer tutucu yapılmamış tek taraflı süt birinci veya ikinci molar kaybı olan gruplar şeklinde sınıflandırılmıştır. Hatalı ağız alışkanlığı varlığına göre de toplamda 4 gruba hastalar ayrılmıştır. Çocukların ağız solunumu, atipik yutkunma veya diğer hatalı ağız alışkanlıklarına sahip olup olmadığını görebilmek amacıyla bir form tasarlanmıştır. Araştırma formu çocukların ebeveynlerine uygulanırken, dahil edilme kriterlerine uyan çocuklardan ölçü alınarak alçı modeller elde edilmiştir. Hatalı alışkanlığı olan/olmayan tam dişli ve eksik dişli çocukların alçı modelleri üzerinde dental ark uzunluğu, çevre ölçümleri, süt birinci molar ve süt ikinci moların mesiodistal mesafeleri toplamı (D+E mesafesi), mesiodistal ve bukkolingual/bukkopalatinal mesafeler dijital kumpas yardımıyla kaydedilmiştir. Ayrıca ağız solunumu, postür, dil itimi, mental-labiomentalis ve buksinatör kas aktivitesi, dudak postürü, yüz görünümü, emzik-biberon kullanımına, dudak ve/veya parmak emmeye bakılmıştır. Yapılan ölçümler sonucunda hatalı alışkanlığa sahip tek taraflı erken süt dişi kaybı olan çocuklarda kayıpsız tarafta bukkolingual/bukkopalatinal mesafe, total ark çevresi ve kayıplı/kayıpsız taraf çevre ölçümlerinin daha yüksek olduğu; kayıplı/kayıpsız taraf ark simetrisinde ise anlamlı şekilde azalmalar olduğu saptanmıştır (p<0.05). Maloklüzyon açısından değerlendirildiğinde ise hatalı alışkanlıklara sahip olan çocuklarda (ağız solunumu, atipik yutkunma, emzik biberon kullanımı, dudak ve/veya parmak emme) Sınıf II divizyon I görülme oranı hatalı alışkanlığı olmayanlara göre daha fazla bulunmuştur. Atipik yutkunması olan veya ağız solunumu yapan çocuklarda dil itimi, mental/labio-mentalis kas aktivitesi ve buksinatör kas aktivitesi ile karşılaşılmış olup; bu çocuklarda postür bozuklukları gözlenmiştir. Ayrıca ağız solunumu yapanlarda eforla dudak kapatma ile karşılaşılmıştır. Atipik yutkunması olanlarda mesafeye bakıldığında tam dişli grupta artmış ark uzunluğu ile karşılaşılırken; eksik dişli grupta mesiodistal mesafe, bukkolingual/bukkopalatinal mesafe, ark uzunluğu, D+E kayıplı taraf uzunluğu, ark çevre ve kayıplı/kayıpsız taraf çevre uzunluklarında artış ile karşılaşılmıştır (p<0.05). Atipik yutkunmaya sahip kişilerde Sınıf II divizyon I görülme sıklığı hatalı alışkanlığı olmayanlara göre daha fazla olarak gözlemlenmiştir. Ağız solunumu ile ilgili mesafeye bakıldığında eksik dişli grupta kayıplı/kayıpsız bukkolingual/bukkopalatinal mesafelerde, ark çevre uzunluğunda, kayıplı/kayıpsız çevre uzunluğunda artış saptanırken; ark simetri kayıpsız taraf mesafesinde azalma görülmüştür (p<0.05). Mallampati açısından (Sınıf I-II/ Sınıf III-IV) değerlendirildiğinde eforla dudak kapatma daha yüksek skorda görülmüştür. Hem Sınıf I-II/ Sınıf III-IV hem de ayrı ayrı gruplandırıldığında ise ağız solunumu ile daha yüksek skorlu grupta karşılaşıldığı bulunmuştur. Eksik dişli grupta ise Sınıf III-IV skorunda Sınıf I-II skoruna göre ark simetri kayıpsız tarafta azalma gözlenirken; ark çevre, kayıplı/kayıpsız çevre uzunluklarının ise Sınıf I ve II skoruna kıyasla daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma, hatalı ağız alışkanlığı bulunan çocuklarda erken süt dişi kaybının dental ark ve çevre dokularda önemli değişiklikler meydana geldiğini saptamıştır. Bu tür alışkanlıkların devam etmesi ark uzunluğunda değişimlere, çevre ölçülerinde dengesizliklere ve hatta iskeletsel bozukluklara kadar uzanan bir dizi morfolojik probleme yol açabilmektedir. Dolayısıyla, hatalı alışkanlıklara sahip çocuklarda ortaya çıkan veya ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek bu olumsuz etkilerin bilinmesi, hem klinisyenler hem de ebeveynler açısından büyük önem taşımaktadır. Erken dönemde bu alışkanlıkların fark edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması, dental ve iskeletsel yapının normal büyüme ve gelişim sürecini destekleyecek; ilerleyen yaşlarda telafi edilmesi güç maloklüzyonların ve fonksiyonel bozuklukların önlenmesine katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, elde edilen bulgular yalnızca mevcut klinik durumu değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda doğru tedavi planlamasının yapılabilmesi ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarının öneminin bir kez daha ortaya konulması açısından da yol gösterici niteliktedir.
Yayın
Elit hentbolcularda sporcu takviyesi kullanımının avustralya spor enstitüsü kriterlerine göre cinsiyet ve lig seviyesinde değerlendirilmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Mor, Ömer; Günalan, Elif
Hentbol, yüksek yoğunluklu patlayıcı hücum ve savunma hareketlerinin yanı sıra branşa özgü becerileri içeren ve son yıllarda hem araştırmalar hem de katılım açısından popülerliği artan bir spor dalıdır. Bu çalışma, elit hentbolcularda sporcu takviyeleri (ST) kullanımlarının yaygınlığını ve tercih edilen takviye türlerini incelemeyi; ayrıca bu kullanımın Avustralya Spor Enstitüsü (AIS) kriterlerine göre cinsiyet ve lig düzeyi bağlamında farklılık gösterip göstermediğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Veri toplama aracı olarak, katılımcıların sosyodemografik duurmu, antrenman özellikleri, ST kullanımları ve ilişkili parametreleri sorgulayan yapılandırılmış bir anket kullanılmıştır. Takviyeler, AIS’in bilimsel dayanak düzeyine göre A, B, C ve D sınıflarına ayrılmıştır. Elde edilen veriler, Jamovi 2.7.5 versiyon (The Jamovi Project, Sydney, Australia) istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmaya profesyonel (n=48) ve amatör (n=44) düzeylerde mücadele eden, kadın (n=37) ve erkek (n=55) toplam 92 elit hentbolcu dahil edilmiştir. Katılımcıların en sık kullandığı takviyeler sırasıyla magnezyum (%37,0), C vitamini (%20,7), whey proteini (%19,6), sporcu barı (%19,6) ve D vitamini (%19,6) olarak belirlenmiştir. Profesyonel hentbolcuların, toplam, Grup A, Sporcu Gıdaları, Performans Takviyeleri, Grup B ve Grup C takviyelerini amatör sporculara kıyasla anlamlı derecede daha fazla kullandığı saptanmıştır (p<0,05). Cinsiyetler arasında ise yalnızca Grup C takviyeleri kullanımında anlamlı bir fark gözlenmiş; erkek sporcuların kadınlara kıyasla daha yüksek oranda kullandıkları belirlenmiştir (p<0,05). Elde edilen bulgular, hentbolcularda ST kullanımına ilişkin belirgin bilgi eksikliklerini ve yönlendirme ihtiyacını ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, sporcuların bilinçli ve güvenli takviye kullanımını desteklemek amacıyla, lig düzeyi ve cinsiyet farklılıklarını dikkate alan yapılandırılmış eğitim programlarının ve bireysel danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması önerilmektedir. Böylece, performansın bilimsel temele dayalı ve güvenli biçimde desteklenmesi mümkün olacaktır.
Yayın
Çocuk diş hekimliği preklinik eğitiminde haptik sanal gerçeklik simülasyon araçlarının kullanımları hakkında öğrencilerin bakış açısının değerlendirilmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Çapoğlu, Melike Zeynep; Yoğurucu Değerli, Gizem; Öter, Banu
Amaç: Bu çalışmanın amacı, çocuk diş hekimliği preklinik eğitiminde kullanılan haptik sanal gerçeklik simülatörlerinin (HSGS) öğrenciler tarafından nasıl değerlendirildiğini incelemektir. Çalışmada özellikle cihazın eğitsel katkısı, gerçekçiliği, ergonomisi ve motor becerilere olan etkisi gibi boyutlarda öğrenci algıları ortaya konmuştur. Gereç ve Yöntem: Araştırmaya diş hekimliği fakültesinde öğrenim gören üçüncü sınıf öğrencilerinden 68 kişi katılmıştır. Katılımcılara, HSGS deneyimlerinin ardından 14 maddelik Likert tipi ölçek içeren çevrim içi bir anket uygulanmıştır. Veriler IBM SPSS v23 programı ile analiz edilmiş; normal dağılıma uygunluk Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleriyle değerlendirilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda Mann-Whitney U testi, kategorik değişkenlerde ise Fisher’s Exact testi kullanılmıştır. Ölçeğin iç tutarlılığı Cronbach’s alfa katsayısı ile incelenmiştir. Bulgular: Öğrenciler, HSGS’nin beceri gelişimi, özgüven ve öğrenmeye katkısını olumlu değerlendirmiştir. Gerçekçilik ve ergonomi boyutlarında da yüksek memnuniyet bildirilmiştir. Cinsiyete göre anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05). Ölçeğin Cronbach’s alfa katsayısı 0,89 bulunmuştur. Sonuç: Haptik sanal gerçeklik simülatörleri, çocuk diş hekimliği preklinik eğitiminde öğrencilerin beceri gelişimine, öğrenme motivasyonuna ve özgüvenine önemli katkılar sunmaktadır. Ayrıca, standardize edilmiş eğitim imkânı sağlaması nedeniyle geleneksel yöntemlere kıyasla güçlü bir alternatif oluşturmaktadır. Bu bulgular, HSGS’nin diş hekimliği müfredatına entegrasyonunun gerekliliğini desteklemektedir.
Yayın
Farklı içerikteki çocuk diş macunlarının yapay çürük oluşturulmuş süt dişi minesinin mikrosertliğine ve yüzey pürüzlülüğüne etkisinin in vitro olarak değerlendirilmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Kaçmaz, Nazlıcan; Altun, Ceyhan
Bu çalışmanın amacı; son yıllarda florürlü diş macunlarına alternatif olarak üretilmiş hidroksiapatit, propolis, teobromin içeren diş macunlarının ve florürlü diş macununun yapay başlangıç lezyonlarının remineralizasyonunda etkinliğinin; yüzey mikrosertlik analizi ve yüzey pürüzlülüğü analizi ile kantitatif olarak ve taramalı elektron mikroskobu xix (SEM) ile kalitatif olarak in vitro koşullarda karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesidir. Süt azı dişlerinden hazırlanan 80 adet mine örneği 40’ı yüzey mikrosertlik, 40’ı yüzey pürüzlülüğü analizi yapılmak üzere rastgele ayrıldı. Mine örnekleri dört çalışma grubu (Zubio® Kids, Glimo® Alfa, B-Good Care®, Oral-B® Junior çocuk diş macunları) ve bir kontrol grubu olan distile su olmak üzere beş gruba ayrıldı (n=8). Başlangıç yüzey mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü değeri ölçülen örnekler 72 saat, 37°C’de, demineralizasyon solüsyonunda bekletilerek mine yüzeyinde yapay çürük lezyonları oluşturuldu. Demineralizasyon sonrası ölçümleri yapılan mine örnekleri 7 günlük pH siklusu boyunca çalışma gruplarındaki ajanlar ile fırçalandı. pH siklusu sonrası yüzey mikrosertliği ve yüzey pürüzlülüğü ölçümü tekrarlandı. Her gruptan 1 örnek seçilerek başlangıç, demineralizasyon sonrası ve pH siklusu sonrası taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi yapıldı (n=1). İstatistiksel analizde değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu histogram grafikleri ve Kolmogorov-Smirnov testi ile incelendi. Ölçülen değerler gruplar arasında karşılaştırılırken ANOVA testi, posthoc analizde ise Tukey testi; grup içinde karşılaştırılırken Bağımlı-Örneklem T Testi kullanıldı. p<0,05 olduğu sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı olarak değerlendirildi. Çalışma sonucunda tüm gruplarda fırçalama sonrası yüzey mikrosertlik değerinin demineralizasyon sonrası değerlerinden yüksek ancak başlangıç değerlerinden düşük olduğu belirlenmiştir. Tüm macunlar mine yüzey pürüzlülüğünü azaltırken yalnızca distile su ile fırçalama yüzey pürüzlülüğünü anlamlı olmayan seviyede arttırmıştır. 1450 ppm florürlü diş macunu yüzey pürüzlülüğünü azaltma ve mikrosertlik geri kazanımı sağlamada diğer gruplara göre anlamlı seviyede daha üstün bulunmuştur. Bununla birlikte teobrominli ve propolisli diş macunlarının remineralizasyon etkileri arasında anlamlı bir fark görülmemiştir, hidroksiapatitli diş macunu diğer diş macunu gruplarına göre anlamlı seviyede daha az yüzey mikrosertlik geri kazanımı sağlamıştır. SEM analizi ile elde edilen görüntüler mikrosertlik ve yüzey pürüzlülüğü bulgularını desteklemiştir. Bu çalışmanın bulgularına göre en yüksek remineralizasyon potansiyelini Oral-B® Junior çocuk diş macunu göstermiştir. Sonuç olarak, çocuklarda diş çürüğünü önlemede en iyi seçeneğin halen florürlü çocuk diş macunu olduğu; hidroksiapatit, propolis ve teobrominli çocuk diş macunlarının ise florürlü diş macunlarına alternatif olabileceği düşünülmektedir.
Yayın
Diyet inflamatuvar indeksi ve aşırı işlenmiş besin tüketiminin anne sütündeki pro-inflamatuvar sitokin seviyelerine etkisinin incelenmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Yıldırım Çavak, Betül; Mutlu, Hayrettin
Anne sütü yaşamın ilk 6 ayında bebeğin enerji besin ihtiyacının tamamını karşılayan bebek için en ideal besindir. Anne sütü içeriğinde makro ve mikro besin ögeleri olan karbonhidratlar, proteinler, lipitler, vitaminler ve minerallere ek olarak; büyüme faktörleri, hormonlar, antimikrobiyal bileşenler, sindirim enzimleri ve sitokinler gibi pek çok biyoaktif bileşen yer almaktadır. Anne sütünde yer alan sitokinler yenidoğanlarda sağlıklı bir bağışıklık sisteminin gelişiminde, bağışıklık tepkisinin oluşumunda ve sürdürülmesinde rol oynarlar. Anne sütünde bulunan proinflamatuvar sitokinler TNF-α, IL-6, IL-8, IL-12, IL-2 ve IFN-γ olup; antiinflamatuvar sitokinler TGF-β, IL-7, IL-10, IL-18, G-CSF‘dir. Annelerin beslenme alışkanlıkları ve diyet kalıpları anne sütünün bileşimini etkileyebilmektedir. Diyet İnflamatuvar İndeksi (Dİİ), diyetin inflamatuvar potansiyelini değerlendiren bir skorlama sistemidir. Bunun yanı sıra aşırı işlenmiş besinlerin tüketimi inflamatuvar belirteç salınınmının artmasıyla ilişkilendirilmektedir. Bu çalışmada diyet inflamatuvar indeksi ve aşırı işlenmiş besin tüketiminin anne sütündeki proinflamatuvar sitokin seviyelerine etkisinin ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırma İstanbul’da çalışmanın yürütülmesine onay veren tıp merkezi ve hastanelerde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği‘ne başvuran, emzirme döneminde olan ve çalışmaya katılmaya gönüllü 65 anne ile yürütülmüştür. Araştırmaya katılan annelerin diyet inflamatuvar indeks (Dİİ) puan ortalaması -5,10 ± 4,03 olarak bulunmuştur. Araştırmaya katılan annelerin aşırı işlenmiş besin (AİB) tüketim puanı ortalaması ise 21,12 ± 9,34 olarak saptanmıştır. Çalışmaya dahil edilen annelere ait anne sütü örneklerinde üç farklı proinflamatuvar sitokin düzeyi analiz edilmiştir. Buna göre; TNF-α konsantrasyonu ortalama 82,37 ± 50,71 pg/ml, IFN-γ konsantrasyonu ortalama 24,41 ± 20,67 pg/ml, IL-6 konsantrasyonu ise ortalama 25,33 ± 27,15 pg/ml olarak belirlenmiştir. Mevcut çalışmada uygulanan çoklu regresyon analizinden elde edilen bulgular, Diyet İnflamatuvar İndeksi (Dİİ) ve aşırı işlenmiş besin (AİB) puanlarının anne sütündeki proinflamatuvar sitokin düzeylerine (TNF-α, IL-6, IFN-γ) önemli ölçüde etki ettiği tespit edilmiştir. Modeller genel xiii olarak anlamlı bulunmuş ve bağımsız değişkenlerin TNF-α, IL-6 ve IFN-γ düzeylerindeki varyansın %21 ila %26‘sını açıkladığı görülmüştür. Özellikle AİB puanı, tüm modellerde proinflamatuvar sitokin düzeylerini pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı biçimde yordamıştır. Dİİ puanının ise IL-6 ve IFN-γ üzerinde anlamlı etkileri bulunurken, TNF-α düzeyi üzerindeki etkisi istatistiksel sınırda kalmıştır. Elde edilen bu bulgular, aşırı işlenmiş besin tüketimi ve diyetin inflamatuvar potansiyelinin, anne sütündeki inflamatuvar yanıt ile ilişkili olabileceğini ortaya koymakta ve bu etkileşimin hem maternal beslenme hem de bebek sağlığı açısından dikkate alınması gerekliliğini vurgulamaktadır. Antiinflamatuvar özellikte ve aşırı işlenmiş besinlerden arındırılmış bir beslenme biçimine sahip olmak anne sütü içeriğini optimize etmek ve bebekler için daha iyi sağlık sonuçları elde etmek için önem taşımaktadır.