İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@İSTÜN, Üniversite mensupları tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Yayın
Dairesel hareket yapan makine elemanlarında iş sağlığı ve güvenliği
(Güven Plus Grup Danışmanlık A.Ş. Yayınları, 2025) Karşılayan, Koray; Tanrıver, Kürşat; Yalçınkaya, Senai; Ay, Mustafa
Öz: İnsanlık tarihinden itibaren yaşamlarını kolaylaştıracak işlerle ilgilenmiştir. Bu nedenle taşları yonttuktan sonra şekil verme ihtiyacı duymuştur. Taşlara verilen şekilde köşeler alınmış dairesel hale gelmiştir. Yapılan bu işlem sonucunda tekerlek icat edilmiştir. İnsanoğlu bu nedenle dairesel hareketi keşfetmiş ve yaşamlarını daha kolay hale getirmiştir. Doğa da yer alan hareket iki gruba ayrılabilir. Bunlardan biri doğrusal hareket diğeri ise dairesel harekettir. Doğrusal hareket koordinat düzleminde bir noktadan başka bir noktaya aktarılırken; dairesel harekette ise belirli bir referans noktası etrafında dönme hareketinin gerçekleşmesidir. İnsanlık tarihi bu hareket yöntemini fark ettikten sonra birçok makine elemanları ve parçalarına dönme hareketini uygulamıştır. Günümüz dünyasında hayatı kolaylaştıran makine parçaları çalışmaları esnasında dairesel hareket prensiplerini oldukça yaygın bir şekilde kullanmaktadır. Makine elemanları çalışırlarken yüksek hızlarda, yüksek kuvvet ve yüksek torklar da çalışabilme kapasitesine sahiptirler. Dairesel hareket prensibi ile çalışan makine sistemlerinde cisimler dönüşlerinden dolayı yüksek merkez-kaç kuvvetlerine uğrarlar. Günümüz dünyasında uygulama olarak birçok mekanik sistemler ve makine elemanları dairesel hareketi kullanırlar. Örneğin bir elektrik motoru içerisinde sahip olduğu manyetik alanı elektrik enerjisine döndürmektedir. Bir diğer uygulama örneği ise dişli-kayış-kasnak sistemleridir. Kayış-kasnak ve dişli sistemleri literatürde hareketi iletim elemanları olarak çalışırlar. Bulundukları konumlardaki hareket enerjisini ya da dönüşünü farklı eksen ya da elemanlara iletmek için kullanılmaktadır. Bunun gibi örnekleri çoğaltmak oldukça mümkündür ki dairesel hareket enerjisine sahip makine elemanları birçok alanda ve özellikte kullanılabilmektedir. Dairesel hareketi prensip olarak temel alan sistemler üretilirken, bakımı yapılırken ya da montaj yapılırken iş kazası yaşanma ihtimali oldukça yüksektir. Bu tür elemanlarla çalışma yapılırken genellikle tehlikeli durum ya da tehlikeli hareket kaynaklı olarak iş kazası meydana gelebilmektedir. Tehlikeli durumlar makine ve sistemlerden kaynaklı olarak gerçekleşirken; tehlikeli hareketler ise kullanıcı hatası sonucu gerçekleşmektedir. İş kazalarının örneği olarak ise dönüş yapan makinelere sıkışma, yakalanma, temas kaynaklı veya parçaların kopma, fırlama sonucunda gerçekleşebilmektedir. Bu çalışmada günümüz dünyasında insan hayatını kolaylaştıracak, dairesel hareket yapan sistemlerin çalışma prensipleri; gerçekleşebilecek ve yaşanabilecek iş kazalarını ve bu kazaları önleme hususunda alternatif çözümler önerilecektir.
Yayın
Havacılık sektöründe iş güvenliği ve çalışan sağlığının geliştirilmesine yönelik bir uygulama incelemesi
(Güven Plus Grup Danışmanlık A.Ş. Yayınları, 2025) Özyürek, Aytaç; Tanrıver, Kürşat; Ay, Mustafa
Öz: Havacılık ve savunma sanayii, yüksek hassasiyet gerektiren üretim süreçleri ve karmaşık iş akışları nedeniyle iş güvenliği ve çalışan sağlığı açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu çalışmada CNK Havacılık firmasının iş güvenliği kültürünü geliştirmek ve çalışan refahını artırmak amacıyla attığı somut adımlar incelenmiştir. Firma; mühendislik, detay parça üretimi (metal şekillendirme, kompozit, CNC), planlama, montaj, komponent ve nihai ürün gerçekleştirme gibi faaliyet alanlarında sistematik bir iş sağlığı ve güvenliği yaklaşımı benimsemiştir. İlk olarak, tesviye bölümünde akredite kurumlarla yapılan ortam ölçümleri sonucunda uygun havalandırma sistemleri kurulmuş ve çalışma ortamının hava kalitesi iyileştirilmiştir. İkinci olarak, talaş taşıma arabaları yanma ve yangın riskine karşı korunaklı hale getirilmiş, böylece olası endüstriyel kazaların önüne geçilmiştir. Ayrıca, ofis alanlarındaki aydınlatma sistemleri ergonomik standartlara uygun şekilde düzenlenmiş, çalışan konforu ve verimliliği artırılmıştır. Üretim alanında ise her tezgâha özel havalandırma sistemleri kurulmuş, çalışanların zararlı madde maruziyeti önemli ölçüde azaltılmıştır. Bu adımların anlatılmasının amacı, CNK Havacılık gibi sektörde faaliyet gösteren diğer firmalara ve bu konuda bilgi edinmek isteyen profesyonellere rehberlik edecek bir model sunmaktır. Böylece, daha sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturularak çalışan sağlığı ön plana alınmakta, sürdürülebilir bir iş gücü yapısı ve güvenli çalışma kültürü sayesinde projelerin daha kaliteli yürütülmesi ve zamanında teslimi sağlanmaktadır. Sonuç olarak, CNK Havacılık'ın yaklaşımı, havacılık sektöründe iş güvenliği ve çalışan sağlığı konularında örnek teşkil eden bir model sunmakta ve literatüre uygulama temelli bir katkı sağlamaktadır.
Yayın
Topology optimization-based lightweight chassis design: A case study on structural efficiency enhancement for an autonomous scale vehicle
(Dicle University, 2025) Taş, Kerem Ali; Karabıyık, Mehmet Can; Tanrıver, Kürşat; Ak, Mine
This study aims to enhance structural efficiency and achieve material savings by employing the topology optimization method for the lightweight design of an autonomous model vehicle chassis. During the design process, the penalty-based Solid Isotropic Material with Penalization (SIMP) method, available within ANSYS Academic software, was utilized. Initially, a structural analysis of the chassis was conducted, followed by the application of topology optimization based on the finite element method (FEM) results. Through iterative solutions under specified loading conditions and boundary constraints, a mass reduction of approximately 27% was achieved compared to the initial geometry. Despite the reduction in mass, the design maintained its structural integrity. Graphical analyses indicated that the optimization process reached convergence after the fifth iteration, with a stabilized distribution of material. The results demonstrate the potential of topology optimization to develop low-cost, lightweight, yet robust structural solutions, emphasizing its effectiveness as an engineering tool in systems where weight reduction is critical, such as autonomous model vehicles.
Yayın
Antimicrobial and antibiofilm activities of paracetamol in combination with various antimicrobials
(Istanbul University Press, 2025) Altıner Kurt, Eda; Hacıoğlu, Mayram
Background and Aims: In recent years, very few new antimicrobial agents have been approved and used for the treatment of infectious diseases. Paracetamol (acetaminophen) is one of the nonsteroidal anti inflammatory drugs with analgesic and antipyretic effects, which is frequently preferred and used safely in our country and in many other countries. In addition, because it is the most frequently prescribed drug after antibiotics and is often administered with antimicrobial therapy, understanding the interactions between these two drug classes is extremely important for drug repurposing. Methods: For this purpose, the effects of paracetamol alone or in combination with various antimicrobial agents and their activities on adhesion and biofilm formation were investigated against various standard bacteria and yeasts. Results: The minimum inhibitory concentration of paracetamol against standard strains was found 10,000 μg/mL, and the minimum bactericidal and fungicidal concentrations were found 10,000 - > 20,000 μg/mL. Cefepime and paracetamol combinations against Escherichia coli and Achromobacter xylosoxidans, and gentamicin and paracetamol combinations against Klebsiella pneumoniae and Acinetobacter baumannii showed synergistic effect. No antagonism was observed. According to the biofilm adhesion and formation inhibition assays, it was found that paracetamol was more effective against gram-negative bacteria than gram-positive bacteria and yeasts. Conclusions: In conclusion, this study proved that paracetamol, which is one of the most common analgesic and antipyretic agents in clinical use for many years, has antimicrobial and antibiofilm activity and can show synergistic effect in combination with various antibiotics.
Yayın
Improving nutritional quality, aroma profile and bioactive retention of rocket juice via thermosonication: A support vector regression-based optimization
(Frontiers Media S. A., 2026) Levent, Okan; Şimşek, Mehmet Ali; Yıkmış, Seydi; Demirel, Selinay; Türkol, Melikenur; Tokatlı Demirok, Nazan; Er, Hatice; Aljobair, Moneera O.; Karrar, Emad; Tokatlı, Nazlı; Mohamed Ahmed, I. A.
This study investigates the application of thermosonication (TS) to improve the functional properties of roka (Eruca vesicaria subsp. sativia) water. Processing parameters, including time (8–16 min), amplitude (60–100%), and temperature (40–60 °C), were optimised using a comparative approach combining the response surface method (RSM) and support vector regression (SVR). The total phenolic content (TPC) increased to 86.04 mg GAE/100 mL with TS, representing an 8.1% rise compared to the control group and an 18.3% increase over pasteurization. Likewise, the total chlorophyll level reached 16.98 mmol TE/L from 9.67 g/100 mL, and β-carotene rose to 24.90 mg/100 mL (p < 0.05). Pasteurization caused losses of 15–30% in these components. In the phenolic profile, significant increases were observed in chlorogenic acid (42.05 μg/mL), caffeic acid (15.66 μg/mL), and quercetin (4.28 μg/mL). A total of 31 compounds were identified in aroma analysis; with TS treatment, levels of 3-Hexen-1-ol (15.70 μg/kg) and 1-hexanol (2.01 μg/kg) were preserved or increased. In in vitro digestion tests, the TS group demonstrated the highest bioavailability, even during the intestinal phase. For example, RSM demonstrated high compliance coefficients (R2 = 0.99), while SVR showed strong predictive performance (CV R2 = 0.84), particularly for FRAP. Overall, the results suggest that thermosonication is an innovative method for protecting and enhancing bioactive compounds in rocket juice.