Hatalı alışkanlığı olan çocuklarda erken süt dişi kayıplarının dental ark ve çevre yapılara etkilerinin değerlendirilmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu çalışma 6-11 yaş arasındaki hatalı alışkanlığı olan çocuklarda erken süt dişi kayıplarının dental ark ve çevre dokular üzerinde oluşturduğu etkiyi belirlemeyi amaçlamıştır. Araştırmamız için etik kurul izin belgeleri alınmıştır (2023/04). Çalışmamıza İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi'ne başvuran 6-11 yaş (ort. 8.24±1.08) aralığındaki 202 çocuk ve ebeveynleri katılmıştır. Katılımcılar tam dişli ve yer tutucu yapılmamış tek taraflı süt birinci veya ikinci molar kaybı olan gruplar şeklinde sınıflandırılmıştır. Hatalı ağız alışkanlığı varlığına göre de toplamda 4 gruba hastalar ayrılmıştır. Çocukların ağız solunumu, atipik yutkunma veya diğer hatalı ağız alışkanlıklarına sahip olup olmadığını görebilmek amacıyla bir form tasarlanmıştır. Araştırma formu çocukların ebeveynlerine uygulanırken, dahil edilme kriterlerine uyan çocuklardan ölçü alınarak alçı modeller elde edilmiştir. Hatalı alışkanlığı olan/olmayan tam dişli ve eksik dişli çocukların alçı modelleri üzerinde dental ark uzunluğu, çevre ölçümleri, süt birinci molar ve süt ikinci moların mesiodistal mesafeleri toplamı (D+E mesafesi), mesiodistal ve bukkolingual/bukkopalatinal mesafeler dijital kumpas yardımıyla kaydedilmiştir. Ayrıca ağız solunumu, postür, dil itimi, mental-labiomentalis ve buksinatör kas aktivitesi, dudak postürü, yüz görünümü, emzik-biberon kullanımına, dudak ve/veya parmak emmeye bakılmıştır. Yapılan ölçümler sonucunda hatalı alışkanlığa sahip tek taraflı erken süt dişi kaybı olan çocuklarda kayıpsız tarafta bukkolingual/bukkopalatinal mesafe, total ark çevresi ve kayıplı/kayıpsız taraf çevre ölçümlerinin daha yüksek olduğu; kayıplı/kayıpsız taraf ark simetrisinde ise anlamlı şekilde azalmalar olduğu saptanmıştır (p<0.05). Maloklüzyon açısından değerlendirildiğinde ise hatalı alışkanlıklara sahip olan çocuklarda (ağız solunumu, atipik yutkunma, emzik biberon kullanımı, dudak ve/veya parmak emme) Sınıf II divizyon I görülme oranı hatalı alışkanlığı olmayanlara göre daha fazla bulunmuştur. Atipik yutkunması olan veya ağız solunumu yapan çocuklarda dil itimi, mental/labio-mentalis kas aktivitesi ve buksinatör kas aktivitesi ile karşılaşılmış olup; bu çocuklarda postür bozuklukları gözlenmiştir. Ayrıca ağız solunumu yapanlarda eforla dudak kapatma ile karşılaşılmıştır. Atipik yutkunması olanlarda mesafeye bakıldığında tam dişli grupta artmış ark uzunluğu ile karşılaşılırken; eksik dişli grupta mesiodistal mesafe, bukkolingual/bukkopalatinal mesafe, ark uzunluğu, D+E kayıplı taraf uzunluğu, ark çevre ve kayıplı/kayıpsız taraf çevre uzunluklarında artış ile karşılaşılmıştır (p<0.05). Atipik yutkunmaya sahip kişilerde Sınıf II divizyon I görülme sıklığı hatalı alışkanlığı olmayanlara göre daha fazla olarak gözlemlenmiştir. Ağız solunumu ile ilgili mesafeye bakıldığında eksik dişli grupta kayıplı/kayıpsız bukkolingual/bukkopalatinal mesafelerde, ark çevre uzunluğunda, kayıplı/kayıpsız çevre uzunluğunda artış saptanırken; ark simetri kayıpsız taraf mesafesinde azalma görülmüştür (p<0.05). Mallampati açısından (Sınıf I-II/ Sınıf III-IV) değerlendirildiğinde eforla dudak kapatma daha yüksek skorda görülmüştür. Hem Sınıf I-II/ Sınıf III-IV hem de ayrı ayrı gruplandırıldığında ise ağız solunumu ile daha yüksek skorlu grupta karşılaşıldığı bulunmuştur. Eksik dişli grupta ise Sınıf III-IV skorunda Sınıf I-II skoruna göre ark simetri kayıpsız tarafta azalma gözlenirken; ark çevre, kayıplı/kayıpsız çevre uzunluklarının ise Sınıf I ve II skoruna kıyasla daha fazla olduğu bulunmuştur (p<0.05). Bu çalışma, hatalı ağız alışkanlığı bulunan çocuklarda erken süt dişi kaybının dental ark ve çevre dokularda önemli değişiklikler meydana geldiğini saptamıştır. Bu tür alışkanlıkların devam etmesi ark uzunluğunda değişimlere, çevre ölçülerinde dengesizliklere ve hatta iskeletsel bozukluklara kadar uzanan bir dizi morfolojik probleme yol açabilmektedir. Dolayısıyla, hatalı alışkanlıklara sahip çocuklarda ortaya çıkan veya ilerleyen dönemde ortaya çıkabilecek bu olumsuz etkilerin bilinmesi, hem klinisyenler hem de ebeveynler açısından büyük önem taşımaktadır. Erken dönemde bu alışkanlıkların fark edilmesi ve gerekli önleyici tedbirlerin alınması, dental ve iskeletsel yapının normal büyüme ve gelişim sürecini destekleyecek; ilerleyen yaşlarda telafi edilmesi güç maloklüzyonların ve fonksiyonel bozuklukların önlenmesine katkıda bulunacaktır. Bu bağlamda, elde edilen bulgular yalnızca mevcut klinik durumu değerlendirmekle kalmayıp, aynı zamanda doğru tedavi planlamasının yapılabilmesi ve koruyucu diş hekimliği uygulamalarının öneminin bir kez daha ortaya konulması açısından da yol gösterici niteliktedir.
This study aimed to evaluate the effects of early primary tooth loss on the dental arch and surrounding structures in children aged 6 to 11 years with deleterious oral habits. Ethical approval for the study was obtained (Approval No: 2023/04). Two hundred two children aged 6–11 years (mean age: 8.24±1.08) and their parents, who applied to the Istanbul Health and Technology University, Faculty of Dentistry, were included. Participants were categorized into groups based on complete dentition or unilateral loss of the first or second primary molar without a space maintainer. Additionally, children were divided into four subgroups according to the presence or absence of deleterious oral habits. A structured questionnaire was designed to identify oral habits such as mouth breathing, atypical swallowing, or other deleterious behaviors. The questionnaire was administered to the parents, and dental impressions were taken from children who met the inclusion criteria to obtain plaster models. These models measured dental arch length, arch circumference, the sum of mesiodistal dimensions of the first and second primary molars (D+E space), and mesiodistal and buccolingual/buccopalatal distances using a digital caliper. In addition, clinical parameters such as mouth breathing, posture, tongue thrusting, mentalis/labiomentalis and buccinator muscle activity, lip posture, facial appearance, pacifier and bottle use, and lip and/or thumb sucking were assessed. Measurements revealed that children with deleterious oral habits and unilateral early primary tooth loss exhibited higher buccolingual/buccopalatal distances on the non-deficient side and greater total arch circumference and side-to-side perimeter measurements. However, a significant reduction in arch symmetry was observed (p<0.05). Regarding malocclusion, the prevalence of Class II Division I was found to be higher among children with deleterious habits (mouth breathing, atypical swallowing, pacifier/bottle use, lip and/or finger sucking) compared with those without such habits. In children with atypical swallowing or mouth breathing, tongue thrust, increased mentalis/labiomentalis and buccinator activity, and postural deviations were observed. In addition, individuals with mouth breathing exhibited lip sealing effort. Among those with atypical swallowing, the fully dentate group showed increased arch length. In contrast, the group with tooth loss exhibited significant increases in mesiodistal distance, buccolingual/buccopalatal distance, arch length, D+E space on the deficient side, arch circumference, and bilateral arch perimeter (p<0.05). Class II Division I malocclusion was also more prevalent among children with atypical swallowing than in those without harmful habits. In the group with missing teeth, mouth-breathing children showed increases in buccolingual/buccopalatal distances on both sides, as well as in total arch and bilateral perimeter lengths. In contrast, a reduction in arch symmetry on the non-deficient side was detected (p<0.05). According to the Mallampati classification (Class I–II vs. Class III–IV), lip sealing effort was more frequent in the higher score group. Similarly, when analyzed separately, mouth breathing was more prevalent in higher Mallampati classes. In the tooth-deficient group, those with Class III–IV Mallampati scores exhibited reduced arch symmetry on the non-deficient side but greater arch and bilateral perimeter lengths than Class I–II (p<0.05). This study demonstrates that the early loss of primary teeth in children with harmful oral habits can significantly affect the dental arch and surrounding structures. Continuing such habits may lead to changes in arch length, perimeter asymmetries, and even skeletal discrepancies. It underscores the importance of preventive dental practices in mitigating these effects. By recognizing these adverse effects early, clinicians and parents can take proactive steps to ensure the normal growth and development of the dental and skeletal structures, thereby preventing malocclusions and functional disorders that can be challenging to correct later in life. The findings of this study not only enhance our understanding of current clinical conditions but also emphasize the need for proper treatment planning and the power of preventive dental practices in maintaining oral health.












