İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@İSTÜN, Üniversite mensupları tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Yayın
Ağız solunumu gözlenen çocukların tükürüklerinde oksidan ve antioksidan statünün belirlenmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Altındal, Elif; Esentürk, Gülce; Durak, Zahide Esra
Süperoksit dismutaz (SOD), Katalaz (CAT) ve Malondialdehit (MDA), tükürükte ölçülebilen biyokimyasal belirteçler olup; oral ve sistemik oksidatif dengeyi değerlendirmede önemli göstergeler olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, ağız solunumu yapan çocukların tükürüklerindeki oksidatif stres göstergelerini değerlendirmektir. Bu doğrultuda lipid peroksidasyonu ürünü olan Malondialdehit ile temel antioksidan enzimler olan Süperoksit Dismutaz ve Katalaz düzeyleri tükürükte karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışma İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Pedodonti Anabilim Dalı Kliniği'ne başvuran, 6-12 yaş aralığında, koopere ve herhangi bir sistemik hastalığı bulunmayan çocuklar üzerinde yapılmıştır. Kliniğe çalışmadan bağımsız nedenlerle başvuru yapan ve araştırmaya dahil edilme kriterlerini sağlayan hastalara, klinik muayene ve solunum değerlendirme testleri uygulanarak, ağız veya burun solunumu yapan hasta grupları oluşturulmuştur. Ardından tükürük numunelerinin alınması için hastalara ikinci bir randevu verilmiştir. Bu ziyarette, her katılımcıdan sabah saatlerinde pasif yöntem kullanılarak 3 mL uyarılmamış tam tükürük örneği toplanmış ve −20 °C'de saklanmıştır. Soğuk zincir ile laboratuvara iletilen numuneler +4 derece buzdolabında çözdürülerek deney aşamasına geçilmiştir. Bu çalışmada, antioksidan savunma enzimleri olarak SOD, CAT ve oksidatif stres belirteci olarak MDA düzeyleri, NBT ve TBARS esaslı spektrofotometrik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Ağız solunumu yapan çocukların tükürüklerinde MDA düzeylerinin burun solunumu yapanlara kıyasla belirgin şekilde yüksek olduğunu tespit edilmiştir. Buna karşılık ağız solunumu grubunda SOD ve CAT aktivitelerinin kontrol grubuna göre anlamlı derecede düşük olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizleri, solunum paterninin oksidatif stres parametreleri üzerinde yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak anlamlı bir belirleyici faktör olduğu göstermektedir. Bu çalışma, çocuklarda ağız solunumunun, yaş ve cinsiyetten bağımsız olarak tükürükte artmış oksidatif stres ve azalmış antioksidan aktivite ile ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.
Yayın
Çocuklarda lingual frenulumda görülen yapısal farklılıkların gelişmekte olan ağız ve çevre dokular üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Vural, Yasemin; Esentürk, Gülce
Bu çalışma, karışık dişlenme dönemindeki çocuklarda lingual frenulum morfolojisinin yutkunma, solunum, maloklüzyon ve postür gibi stomatognatik sistem fonksiyonları üzerindeki etkilerini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Kesitsel tasarıma sahip bu araştırmaya 7–12 yaş toplam 170 çocuk dahil edilmiştir. Lingual frenulum morfolojik ve fonksiyonel özellikleri Marchesan Lingual Frenulum Protokolü (MLFP) ile değerlendirilmiş ek olarak Orofasiyal fonksiyonlar Orofacial Myofunctional Evaluation with Scores (OMES) ve Expanded OMES (OMES-E) protokollerinden uyarlanan solunum, mental kas aktivitesi, yutkunma bölümleri uygulanmıştır. Üst hava yolu açıklığı ve olası obstrüktif riskler Mallampati skoru ve Brodsky skalası kullanılarak belirlenmiştir. Maloklüzyon değerlendirmesi klinik muayene ile yapılmış, postüral analizler ise New York Postür Skalası (NYPS) esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Uyku alışkanlıkları ise standart anket formu aracılığıyla kaydedilmiştir. İstatistiksel analizlerde gruplar arası karşılaştırmalar için uygun parametrik ve non-parametrik testler kullanılmış, anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak kabul edilmiştir. Maksimum ağız açıklığı (MAA) açısından gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p=0,137). Ancak dilin ağızdaki hareket alanının ≤%50 olma prevalansı değişmiş frenulum grubunda istatistiksel olarak anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Myofonksiyonel değerlendirmelerde solunum paterni, mental kas aktivitesi, bruksizm, uyku parametreleri ile Mallampati ve Brodsky sınıflamaları gruplar arasında anlamlı fark göstermemiştir (p>0,05). Buna karşın yutkunma sırasında dudak (p=0,012) ve dil davranışlarındaki (p=0,002) işlev bozuklukları ile maloklüzyon varlığı (p=0,010) değişmiş frenulum grubunda anlamlı olarak daha yüksektir. Çok değişkenli lojistik regresyon analizlerinde, yutkunma sırasında dudak davranışındaki işlev bozukluğu için mental kas aktivitesi (OR=32,378; p<0,001), nefes paterni (OR=18,704; p<0,001) ve genel skora göre değişmiş frenulum (OR=3,894; p=0,010) bağımsız risk faktörleri olarak bulunmuştur. Yutkunma sırasında dil davranışındaki bozukluklar için ise nefes alma bozukluğu (OR=5,249; p<0,001) ve genel skora göre değişmiş frenulum (OR=2,513; p=0,015) x bağımsız risk faktörleri olarak saptanmıştır. Bu çalışma, lingual frenulum morfolojisinin ve fonksiyonunun konuşma, yutkunma, solunum gibi oral fonksiyonların yanı sıra maloklüzyon ve postür gibi orofasiyal disfonksiyondan dolaylı etkilenebilen parametrelerle de ilişkili olabileceğini göstermiştir. Bulgular, stomatognatik sistemin anatomik, fonksiyonel ve fizyolojik bütünlüğünün göz ardı edilemeyeceğini ve oral fonksiyon bozukluklarının multidisipliner bir yaklaşımla bütüncül olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Yayın
Şeffaf plaklarla yapılan tedavilerde farklı kök kontrol tekniklerinin molar mezializasyonundaki etkilerinin değerlendirilmesi – sonlu elemanlar analizi çalışması
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Çavuşoğlu, Ahmet; Erdem, Buket
Bu araştırmanın temel amacı, şeffaf plak tedavisinde farklı power arm uzunluklarının (6, 8 ve 10 mm) ve farklı ataşman yerleşimlerinin, birinci molar dişin mezial yönlü hareketi sırasında meydana gelen diş yer değiştirmesi, von Mises gerilme dağılımları, periodontal ligament (PDL) üzerindeki gerilme düzeyleri ve şeffaf plak deformasyonları üzerindeki olası etkilerini analiz etmektir. Bu amaçla, toplamda altı adet farklı sonlu eleman modeli geliştirilmiştir. Hazırlanan modellerde şeffaf plak kalınlığı 0,75 mm, PDL kalınlığı ise 0,25 mm olarak tanımlanmıştır. Modeller üzerinde uygulanan kuvvetler; 0,2 mm şeffaf plak aktivasyonu ile 200 gram büyüklüğünde elastik kuvvetten oluşmaktadır. Tüm sayısal analizler, Altair OptiStruct yazılımı kullanılarak doğrusal olmayan statik çözümleme yöntemi ile yürütülmüştür. Elde edilen von Mises gerilme değerleri megapascal (MPa), yer değiştirme değerleri ise milimetre (mm) biriminde değerlendirilmiştir. Altı farklı senaryoda, power arm yükseklikleri 6, 8, 10 mm olacak şekilde planlanmış ve ataşman pozisyonları bukkalde veya palatinalde olacak şekilde tasarlanmıştır. Ataşmanın palatinalde olduğu senaryolarda bukkalde power arm için buton kesileri açılmıştır. Ataşmanın bukkalde olduğu senaryolarda power arm ataşmanla birlikte uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlarda power arm ve palatinalde ataşman modellerinde kısa power arm yüksekliklerinde (6, 8 mm) devrilme miktarı artmış, uzun power arm yüksekliğinde ise daha fazla gövdesel hareket tespit edilmiştir. Ataşman ile power arm kullanıldığı senaryolarda ise hareket miktarının daha az olduğu ancak daha kontrollü hareket sağlandığı saptanmıştır. Sonlu elemanlar analizi ile yapılan çalışmalar, ağız ortamını ve klinik sonuçları tam olarak yansıtmadığından, bu sonuçların klinik çalışmalarla desteklenmesi gerekmektedir.
Yayın
Sınıf öğretmenlerinin travmatik diş yaralanmalarına yönelik acil müdahale bilgi düzeyleri ve toothsos mobil uygulamasının farkındalığının belirlenmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Şabahat, Bengisu; Yoğurucu Değerli, Gizem; Öter, Banu
Amaç: Bu çalışmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin travmatik diş yaralanmalarına (TDY) yönelik acil müdahale bilgi düzeylerini belirlemek ve ToothSOS mobil uygulamasına ilişkin farkındalıklarını incelemektir. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, nicel, tanımlayıcı ve karşılaştırmalı bir araştırma tasarımı ile gerçekleştirilmiştir. İstanbul’daki devlet okullarında görev yapan toplam 150 sınıf öğretmeni çalışmaya gönüllü olarak katılmıştır. Araştırma üç aşamada yürütülmüştür: (1) öğretmenlerin TDY konusundaki bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla ön anket uygulanmıştır, (2) okul ziyareti yapılarak ToothSOS uygulaması içeriğine dayalı bilgilendirici broşür dağıtılmış ve eğitim verilmiştir, (3) iki hafta sonra aynı katılımcılara son anket uygulanmıştır. Veriler, geçerliliği kanıtlanmış anketlerden uyarlanan yapılandırılmış bir form aracılığıyla toplanmıştır. Bulgular: Eğitim öncesinde, katılımcıların büyük çoğunluğunun özellikle diş avülsiyonu gibi durumlarda uygun ilk yardım bilgisine sahip olmadığı belirlenmiştir. Eğitim müdahalesi sonrasında, öğretmenlerin bilgi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir artış gözlemlenmiştir. Özellikle avülse dişin doğru saklama ortamı ve replasman süreci konusundaki bilgi düzeyi dikkat çekici şekilde artmıştır. Ayrıca, ToothSOS mobil uygulamasına yönelik farkındalık ve uygulamanın faydalı bulunma oranı da önemli ölçüde yükselmiştir. Sonuç: ToothSOS mobil uygulamasının içeriğine dayalı bilgilendirici broşür ile desteklenen eğitim müdahalesi, sınıf öğretmenlerinin TDY’ye yönelik acil müdahale bilgilerini anlamlı düzeyde artırmıştır. Dijital araçların okul temelli sağlık eğitimlerine entegrasyonu, travma sonrası doğru ilk yardım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına katkı sağlayabilir.
Yayın
Farklı bitirme ve cilalama sistemlerinin biyoaktif restoratif materyallerin iyon salınımı ve yüzey pürüzlülüğü üzerine etkilerinin incelenmesi
(İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, 2025) Saygılı Özaydın, Seda; Esentürk, Gülce; Mert Eren, Meltem
Bu çalışma, dört farklı bitirme ve cilalama sisteminin sekiz farklı restoratif materyal üzerindeki flor ve kalsiyum iyon salınımı ile yüzey pürüzlülüğü üzerine etkilerini karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Her restoratif materyal grubu, uygulanacak bitirme-cilalama sistemine göre beş alt gruba ayrılmıştır (n=10/grup). Başlangıç ve 28. gün yüzey pürüzlülüğü ölçümleri mekanik profilometre ile, flor ve kalsiyum salınım düzeyleri ise 1., 2., 7., 14. ve 28. günlerde iyon-selektif elektrot (ISE) yöntemiyle değerlendirilmiştir. Ardından materyaller 5000 devirlik termal siklusa (TSS) tabi tutulmuş ve son flor, kalsiyum salınımı ile yüzey pürüzlülük değerleri ölçülmüştür. Verilerin istastistiksel incelenmesinde Kolmogorov-Smirnov testi, Levene testi, Wilcoxon İşaret testi, Friedman testi, Dunn-Bonferroni çoklu karşılaştırma testi, Kruskal Wallis testi kullanılmıştır. p<0,05 için sonuçlar istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Termal yaşlandırma sonrasında, genel olarak flor ve kalsiyum salınım düzeylerinde anlamlı azalmalar gözlenmiştir. Özellikle Equia Forte HT ve Filtek Z250 dışındaki tüm gruplarda, TSS sonrası flor salınımı 1. güne göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde düşmüştür (p<0,00125). Ayrıca, Fuji IX, Dyract XP ve Cention N gruplarında, bu düşüş 14. gün değerlerine kıyasla da anlamlı bulunmuştur (p<0,00125). Kalsiyum salınımı açısından bakıldığında; Cention N ve Cention Forte gruplarının neredeyse tüm alt gruplarında, TSS döneminde 2. ve 7. gün değerlerine kıyasla anlamlı azalmalar tespit edilmiştir (p<0,00125). Diğer yandan, G-Coat Plus alt grubu hariç Beautifil II, Fuji IX ve Activa gruplarında, TSS kalsiyum salınımı 28. güne göre artış göstermiştir (p<0,00125).Yüzey pürüzlülüğü ölçümleri değerlendirildiğinde, materyal ve cilalama sistemleri arasında 1. gün, 28. gün ve TSS ölçümleri arasında genel anlamda anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,00625; p>0,010). Ancak bazı kombinasyonlarda belirgin farklar kaydedilmiştir. Buna göre, 1. gün ölçümlerinde Beautifil II hariç tüm materyallerde Ecocomp sistemi, Mylar bant grubuna göre daha yüksek pürüzlülük üretmiştir (p<0,00208). 28. gün ve TSS sonrası ölçümlerde de Ecocomp sisteminin özellikle Activa, Cention N, Beautifil II ve Fuji IX gibi materyallerde daha yüksek yüzey pürüzlülüğü değerleri oluşturduğu görülmüştür (p<0,00208). Ayrıca bazı gruplarda Diacomp Plus sistemi de benzer şekilde yüksek pürüzlülük göstermiştir. Son olarak, flor ve kalsiyum salınımındaki zaman içi değişim ile yüzey pürüzlülüğü düzeyleri arasındaki ilişki incelendiğinde, istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon saptanmamıştır. Bu bulgu, iyon salınımı ve yüzey karakteristiklerinin birbirinden bağımsız değişebileceğini düşündürmektedir. Bu çalışma, farklı bitirme ve cilalama sistemlerinin restoratif materyalerin flor ve kalsiyum salınımı ile yüzey pürüzlülüğü üzerine anlamlı etkiler oluşturduğunu, ancak bu iki parametre arasında istatistiksel olarak anlamlı bir korelasyon bulunmadığını ortaya koymuştur.