İstanbul Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@İSTÜN, Üniversite mensupları tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.




 

Güncel Gönderiler

Yayın
The global ACLF consensus : The ‘Istanbul document’
(Springer Nature Link, 2026) Kulkarni, Anand V.; Choudhury, Ashok; Arora, Vinod; Dökmeci, Abdul Kadir; Koshy, Abraham; Gürakar, Ahmet; Duseja, Ajay; Roy, Akash; Örmeci, Necati; Sarin, Shiv Kumar
The Kyoto Consensus introduced a key conceptual shift in characterizing acute-on-chronic liver failure (ACLF) patients into Type-A and Type-B phenotypes. A day-long meeting was convened at Istanbul during APASL 2026 to assess the real-world applicability of Type-A and Type-B ACLF across continents. The objective was that physicians could recognize ACLF as a unified disease entity, and quality research and new therapeutic options with defined end-points could be undertaken. Data from APASL ACLF Research Consortium (AARC), EASL-CLIF and NACSELD were assessed and discussed in detail. While the applicability of Type-A and Type-B varied across cohorts, the definition required to be appended. The experts unanimously agreed that ‘liver failure’ as identified by serum bilirubin of≥5 mg/dl and INR≥1.5 should be the ‘core’ for both Type-A and Type-B ACLF. Type-A ACLF is considered when “a patient with compensated advanced chronic liver disease or compensated cirrhosis presents with index decompensation as liver failure followed by development of ascites and/ or hepatic encephalopathy within 4 weeks.” Type-B ACLF is considered when “a patient with prior or concurrent decompensated cirrhosis presents with acute decompensation as liver failure accompanied by one or more extrahepatic organ failures.” New definitions of organ dysfunction and failure, as well as endpoints for clinical trials, were also deliberated and finalized. The “Istanbul Report”, presents a milestone evidence based consensus document carrying harmonization of various aspects of ACLF, incorporating current evidence, critically analyzed unanimous recommendations, and key areas for future studies.
Yayın
Perceived organisational support and turnover intention among newly graduated nurses: A correlational study
(SAGE Publications, 2026) Aydoğdu, Ana Luiza Ferreira
Background: The global nursing shortage is a major healthcare challenge. Newly graduated nurses (NGNs) often experience reality shock, increasing their turnover intention and exacerbating workforce shortages. In this context, organisational support has emerged as a key factor associated with lower turnover intention and improved nurse retention. Aim: To investigate the relationship between perceived organisational support and turnover intentions among NGNs. Methods: A cross-sectional, correlational study was conducted with 102 NGNs in Brazil. Data were collected via an online survey between November 2025 and February 2026 using the Survey of Perceived Organisational Support (SPOS-9) and the Turnover Intention Scale. Statistical analyses were performed using PSPP. Results: Participants reported low levels of perceived organisational support (3.74 ± 1.42) and moderate turnover intentions (3.10 ± 1.28). A strong negative association was identified between perceived organisational support and turnover intention. The regression analysis further indicated that perceived organisational support significantly predicted turnover intention, explaining 41% of its variance. Conclusion: The findings indicate a significant association between perceived organisational support and turnover intention among NGNs. Healthcare managers should prioritise structured support mechanisms, including mentorship, leadership engagement, recognition and career development pathways to strengthen newly qualified nursing workforce stability and enhance system performance.
Yayın
Hemşirelik esasları dersi klinik uygulamalarının hemşirelik öğrencilerinin mesleki imaj algıları ve motivasyon düzeyleri üzerindeki etkisi
(Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, 2026) Aydoğdu, Ana Luiza Ferreira; Çalıklar, Özge; Usta, İbrahim
Amaç: Klinik uygulama, hemşirelik öğrencilerinin mesleği gerçek bakım ortamında ilk kez deneyimledikleri ve mesleğe ilişkin algılarının biçimlendiği kritik bir süreçtir. Öğrencilerin mesleki imaj algısı ve öğrenim motivasyonu, akademik başarılarını ve gelecekteki bakım kalitesini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu çalışma, Hemşirelik Esasları dersi kapsamındaki ilk klinik uygulama deneyiminin öğrencilerin mesleki imaj algısı ve motivasyon düzeyi üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamıştır. Yöntem: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerinin ilk klinik uygulama sürecindeki mesleğe yönelik imaj ve motivasyon düzeylerinin değişimini incelemek amacıyla iki zaman noktalı, kısa vadeli boylamsal gözlemsel tasarımda yürütülmüştür. Örneklemi, bir vakıf üniversitesinin hemşirelik bölümünde öğrenim gören ve ilk kez klinik uygulamaya çıkan, çalışmaya katılmaya gönüllü 67 birinci sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Öğrenciler on dört haftalık süreçte haftada bir gün öğretim elemanı eşliğinde İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı hastanelerde hemşirelik esasları klinik uygulamasını gerçekleştirmiştir. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Hemşirelik Mesleğine Yönelik İmaj Ölçeği (HMYİÖ) ve Üniversite Öğrencilerinde Motivasyon Ölçeği (ÜÖMÖ) ile uygulama öncesinde ve sonrasında öz bildirim yöntemiyle toplanmıştır. Analizde tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk normallik testi, eşleştirilmiş örneklem t testi, Wilcoxon işaretli sıralar testi ve Spearman korelasyon analizi kullanılmıştır. Çalışma etik kurul onayı ve katılımcıların yazılı onamı alınarak gerçekleştirilmiştir.Bulgular: Öğrencilerin %91’i kadın olup yaş ortalaması 19.89±1,66 yıldır; %85,1’i bölümünü isteyerek tercih etmiştir. Hemşirelik öğrencilerinin mesleki imaj algılarının orta-iyi, akademik motivasyonlarının ise yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. HMYİÖ toplam puanları ön test ve son test arasında anlamlı farklılık göstermemiştir (p=.396). Alt boyutlardan yalnızca çalışma koşullarında anlamlı düşüş saptanmıştır (28.67±3.44’ten 27.59±2.69’a; p=.001). ÜÖMÖ toplam puanlarında da anlamlı değişim gözlenmemiştir (p=.284); ancak dışsal motivasyon alt boyutunda anlamlı artış belirlenmiştir (11.70±2.62’den 12.53±2.45’e; p=.009). Mesleki imaj ile motivasyon arasında istatistiksel olarak anlamlı, zayıf-orta düzeyde pozitif bir ilişki bulunmuştur (r=.372, p=.002). Sonuç: Klinik uygulama sürecinde çalışma koşullarına ilişkin algının olumsuzlaşması, öğrencilerin mesleki değerlendirmelerinin klinik ortamın gerçeklerinden etkilendiğini ortaya koymaktadır. İlk klinik deneyim sonrası dışsal motivasyondaki artış, aile, sosyal çevre ve istihdam olanakları gibi dışsal etkenlerin önem kazandığını düşündürmektedir. Mesleki imaj algısı ile akademik motivasyon arasındaki pozitif ilişki, olumlu mesleki algının korunması ve içsel motivasyonun desteklenmesinin önemini göstermektedir. Hemşirelik eğitiminde sürdürülebilir yaklaşımlar açısından değerlendirildiğinde, ilk klinik deneyimlerin yapılandırılmış oryantasyon, etkili klinik rehberlik, düzenli geri bildirim ve psikososyal destek uygulamalarıyla desteklenmesi; öğrencilerin mesleki kimlik, motivasyon ve mesleğe bağlılıklarının sürdürülebilir biçimde geliştirilmesine katkı sağlayabilir.
Yayın
LC-MS/MS analyses of free and nanoparticle loaded doxorubicin a review
(Gece Kitaplığı, 2026) Yapıcı, Buse; Sağlık Aslan, Serap; Dayangaç, Alparslan; Şahna, Engin; Akgül, Hasan
Cancer remains one of the primary health concerns worldwide, leading in morbidity and mortality rates. In chemotherapy, doxorubicin (DOX) serves as a first-line agent in the treatment of lymphomas, leukemias, Kaposi's sarcoma, and various solid tumors. Doxorubicin is an anthracycline derivative antibiotic isolated from the bacterium Streptomyces peucetius.
Yayın
Retroaponeurotic repair technique in ventral hernia and rectus diastasis
(Türkiye Klinikleri Yayınevi, 2026) Eröz, Erhan; Şenol, Metin; Altıntoprak, Fatih; Akın, Emrah
This chapter examines the Preaponeurotic Endoscopic Repair (REPA) technique for treat ing rectus diastasis and concomitant ventral hernias. Performed in the subcutaneous plane without en tering the peritoneal cavity, this minimally invasive method is detailed through steps including trocar placement, diastasis plication, and onlay mesh application. Literature indicates that REPA offers re duced postoperative pain and faster recovery compared to abdominoplasty, though it is indicated for pa tients without significant skin laxity. The chapter highlights the higher risk of seroma compared to retromuscular techniques (eTEP) and the importance of postoperative drainage. Consequently, REPA is presented as a safe and effective technique that restores abdominal wall integrity while minimizing visceral injury risks.